Ust etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ust etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

(BASIN AÇIKLAMASI)

“İZNİK GÖLÜ CAN ÇEKİŞİYOR”


Çok değil, 1980'lerde içiliyordu, yüzülüyordu, sulamada kullanılıyordu. Şimdi, içilemiyor, yüzülemiyor, şimdilik sulamada kullanılıyor, balık türleri git gide azalıyor ve herkes bunu seyrediyor...
İznik Gölü uluslararsası sulak alan statüsüne sahip bir göldür, aynı zamanda RAMSAR potansiyeli vardır. Gölün kıyı kenar çizgisinden itibaren 1 km. genişlikteki alan ve göle boşalan dere yatakları doğal SİT olarak tescil edilmiştir. Göl havzasında nesli tükenme tehditi altında yaşayan canlı türleri bulunmaktadır. Bu özelliğiyle önemli tatlı su, doğa alanı ve kuş alanıdır.
Evet, tanıdınız galiba, bahsettiğim İznik Gölü. Kuzey Anadolu fayının güney kolunun yarattığı bir güzellik. Derin göller sınıfından ve böyle olduğu için de kirlenmesi zor göllerden. Biz, işte bu zor işi başardık. İznik Gölü şu an can çekişiyor, bu yetmiyormuş gibi, can çekişen bu güzelliğe DSİ iki kurşun (İznik ve Sölöz barajları) daha atma derdinde.
İznik Gölü havzası kapalı bir havza ve havzada akım yönü göle doğru olduğu için, gübre ve ilaç kalıntıları, sanayi kirliliği, yeni yapılan Orhangazi yağmur suyu, göl çevresindeki yerleşimlerin evsel atıkları ve diğer tesislerin atık suları yağışların sebep olduğu yüzeysel yıkanma ve akışla göle ulaşmaktadır.

“İZNİK GÖLÜ CAN ÇEKİŞİYOR”

(BASIN AÇIKLAMASI) “İZNİK GÖLÜ CAN ÇEKİŞİYOR” Çok değil, 1980'lerde içiliyordu, yüzülüyordu, sulamada kullanılıyo...


Saygı Öztürk'ün 20 Haziran tarihli Sözcü Gazetesi'ndeki haberinde “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı  güvenlik zirvelerinde “Suriye politikasında hata yaptık” itirafı artık net bir biçimde dile getiriliyor… “ ifadesi yer aldı.

“Bu zirvelerde sık sık “Suriye politikasında hata yaptık” fikri de vurgulanıyor. Güvenlik kaynakları, izlenen dış politikanın Türkiye’yi daha da sıkıntıya sokabilecek gelişmelere gebe olduğunu belirtiyor. ABD, IŞİD’i bölgeden temizlemek adına çalışma yürütürken, bazı durumlarda da dinci terör örgütünü desteklediğini belirten bir üst düzey güvenlik yetkilisi, SÖZCÜ’ye, “Suriye ile aramızın bozulması bir hataydı. Sınırda ülkemiz aleyhine gelişen olaylar da bunun bir sonucu. Sınır komşumuz PKK-PYD olmamalıydı. ABD’nin oyununa alet olundu” dedi. 23 Eylül 2014’ten bu yana  Suriye’ye bin 800 hava harekatı yapıldı. Bunun bin 650’si ABD tarafından, diğerleri ise ittifak içindeki diğer ülkeler  tarafından yapıldı. Harekatların bin 90’ı Kobani’ye gerçekleştirildi. Bu durumun, ABD’nin Kobani’ye verdiği önemi gösterdiği ifade edildi.

Bunları söyleyen üst düzey yetkili kim bilmem ama, adına devlet denen, üstelik Türkiye gibi 2000 yıllık devlet geleneği olan bir ülkede, dış politikanın bir kişinin Esad'a karşı, daha doğrusu kendi anlayışlarındaki Sünni Müslümanlar dışında herkesi dışlayan, hor gören, gırtlağına kadar şahsi hırslara batmış bir dış politikaya mahkum edilmesi ve buna göz yumulması, sadece hırsları boyunu aşmış o kişinin değil, konuyla ilgili tüm devlet adamlarının sorumluluğunu gerektirir.
Aksi taktirde kendinizin çapsız, bilgisiz, liyakatsız ve önünü dahi göremeyen kadrolar olduğunuzu kabul etmeniz gerekir. Devlet denen örgütün kurumları ve hafızası vardır, ABD’nin Oyununa Geldik” demekle sorumluluktan kurtulamazsınız.

Oyuna mı geldiniz, yoksa büyük devrimci Atatürk'ün uyardığı gibi; şahsî menfaatlerinizi, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit mi ettiniz? Yoksa, iktidara sahipleri olarak gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde miydiniz?

Bence oyuna gelmediniz; kendi çıkarlarınızı, ülkeyi fiziki olarak işgal etmeseler de, beyinleri işgal etmiş, sözde müttefikleriniz (ABD ve AB) siyasal amaçlarıyla birleştirdiniz. Memleketin %99 u müslüman diyordunuz ya, müslüman mahallesinde papaza gidip, günah çıkarılamayacağına göre, hesabını vereceksiniz...


Suriye'de gerçekleşen yüzbinleri aşan ölümlerden ve ülkemizde meydana gelen onlarca ölümden, elinizdeki kanı yıkayıp, kurtulamazsınız.

ABD’NİN OYUNUNA GELDİK

Saygı Öztürk'ün 20 Haziran tarihli Sözcü Gazetesi'ndeki haberinde “ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı  güvenlik zirvelerinde “...

Dün, Valilik tarafından görevlendirilen müfettiş ziyaretimi gelip, bir şikayetim konusunda ifademe başvurdu. Konu, takip edenlerin bildiği gibi Componenta firmasına Belediye tarafından verilen 42 sayılı inşaat ruhsatının Bursa, 2. İdare mahkemesi tarafından iptali sonucu ortaya çıkan durum.
İptal kararından sonra, kararın uygulanması için (yıkım veya tesiste üretimin durdurup tesisin mühürlenmesi) Belediye'ye başvurdum. Belediye yetkilileri birilerinin talimatı doğrultusunda koca tesisin oda kapısı büyüklüğünde bir kapısını güya (bkz. Fotoğraf) mühürlemişler. Bu fotoğrafı görünce, Cumhuriyet Başsavclığı'na başvurup. Durumun tespitini istedim. Savcının polis marifetiyle yaptığı tespit sonucu tesisin 8 kapısından sadece birinin mühürlendiği ve tesisin faaliyet devam ettiğine dair tutanak tutuldu.

Ben de bunun üzerine, böyle bir işi sadece 3 memurun yapamayacağını ve bunlara biryerlerden talimat verildiği gerekçesiyle, Neşet Çağlayan'ın da soruşturmaya dahil edilmesini; yazdığım diletçe ile talep ettim. (Kaymakam üç memur hakkında soruşturma izni vermedi, yaptığım başvuru üzerine Bursa Bölge İdare Mahkemesi soruşturmama kararını kaldırdı.) Savcı İçişleri Bakanlığı'ndan Neşet hakkında soruşturma izni istemiş, Bakanlık da memur yargılaması olduğu için, ön soruşturma için Valilikten müfettiş görevlendirilmesini istemiş. Önceki tecrübelerimiz gösteriyor ki, İçişleri Bakanlığı yüzde doksandokuz olasılıkla soruşturma izni vermeyecek. Sonra, o kararın iptali için Danıştay' başvurmak zorunda kalacağım.

Müfettişin geliş sebebi bu. Ben de bunları hemşehrilerimle paylaşayım dedim, hem de belki ilçemiz “özgür” basını ilgilenip yazar...  

MÜFETTİŞ DÜN ORHANGAZİ'DEYDİ

Dün, Valilik tarafından görevlendirilen müfettiş ziyaretimi gelip, bir şikayetim konusunda ifademe başvurdu. Konu, takip edenlerin bild...

            Daha önce, http://pazarkoy.blogspot.com/ a yazdığım “ yalan söyleyen kim” başlıklı yazıda, Orhangazi yerel basınının, Nadır tesislerinin kira sözleşmesi devam eden işletmeciden, Belediye’ye devredildiğini yazdığını. Belediye bilgi edinme dilekçesine verdiği yanıtta, “İlçemiz Nadır Piknik Alanı ile ilgili hiçbir devir teslim işlemi yapılmamıştır.” diye yanıt verdiğini yazmıştım.
            Şimdi ise, aynı durum, Taş ocaklarından malzeme taşıyan kamyonların şehir içinden geçmesini önlemek amacıyla, 2,5 uzunluğunda yeni bir yol inşaatına başlandığı haberinde ortaya çıktı. Belediye’nin yanıtı aşağıda.
            Sizce bizim basın mensubu arkadaşlar duyduklarını yazmaktan mı aciz, yoksa Belediye’mi gerçekleri gizliyor. Hadi bakalım, Orhangazi’nin değerli yerel basının mensupları ve demokrasinin vazgeçilmesi muhalefet partilerinin ilçe örgütleri, gereçeği ortaya çıkarmak size ait, benden bu kadar…

BASIN MI, BELEDİYE Mİ?

            Daha önce, http://pazarkoy.blogspot.com/ a yazdığım “ yalan söyleyen kim” başlıklı yazıda, Orhangazi yerel basınının, Nad...
İSRAİL HAMAS ARASINDAKİ ÇATIŞMA, DOĞAL GAZ SAVAŞI MI?

İSRAİL HAMAS ARASINDAKİ ÇATIŞMA, DOĞAL GAZ SAVAŞI MI?

İSRAİL HAMAS ARASINDAKİ ÇATIŞMA, DOĞAL GAZ SAVAŞI MI?

Dış politikada burnu b.ktan kurtulmayan, attığı her adım fos çıkan böyle bir hükümeti Dünya tarihi yazmıyor. AB ve Kıbrıs’la başladılar, gündüz maytap attılar. Azerbaycan, Ermenistan, Mısır, Libya, Suriye ve son olarak Irak. Gırtlağa kadar batağa batmış bir rezillikler serisi. Köy kahvesinden Sarı çizmeli Memet ağa dış politikayı yönetseydi böyle kepazelikler yaşanmazdı.
Önce, ulusun bağımsızlığının, egemenliğinin simgesi bayrak askeri birlik içindeki direkten indirildi. Burada bayrak indirme olayı bir sonuçtur. Neyin sonucudur derseniz, benim yanıtım açılım sürecinde yaşanan ve halktan gizlenen olaylara göz yumulması, görmezden gelinmesi ve valilerin hiçbir şekilde askeri birliklere ateş açılsa bile operasyon izni vermemesi gibi siyasi kararların sonucudur.
Basının yazmadığı olayları duysanız küçük dilinizi yutarsınız. Köylüler askere karşı gaz bombası, taş ve sopa ile saldırıyor, askeri araçlara binlerce liralık zarar veriyor, askerlere kendilerini bile savunma (meşru müdafa) izni verilmiyor ama  askerler mahkemede yargılanıyorlar. Bu olaylardan sadece bir tanesi…
Bu kepazelik ve rezillik kem kümle geçiştirildi. Çünkü önündeki bulgur ve fasulyeden kafasını kaldıramayan AKP seçmeninin hikmetinden sual olunmaz, neyi nereye kadar kaldırır bilinmez, mezhepleri geniş nede olsa!
AKP seçmenin seçtiği adamlar da farklı olacak değiller ya, onlarda İstanbul’da arsa; deniz kıyısında villa, milyonları sıfırlama derdindeler. TÜBİTAK’a hayvanat bahçesinde müdür atayan bir zihniyetin başında bulunduğu (yönettiği demiyorum) bir ülkenin ve millettin başına ne gelse yeridir.
Stratejik kör bir dışişleri bakanı, sıfırlama dışında başka işlerden anlamayan bir başbakan, askerliğin bütün değerlerini yerle bir eden bir genelkurmay başkanı ve çapsızlardan oluşan kadroların yönettiklerini sandıkları, Dünya’nın en stratejik bölgesinde yer alan bir ülke ve o ülkenin günlük çıkarlardan başka birşey görmeyen insanları…
Dünya’nın çeşitli yerlerinde savaşmış, radikal İslamcı, bir güruhu uçaklarla getirip, Suriye’ye salan, onları lojistik destek veren, tedavi eden bu iktidar düne kadar El-Nusra ve dolayısıyla Işid’i besleyip, büyüttü. (Belgesi yazı yanındaki fotoğrafta) Çünkü onlar Sünniydi, Esad ise Alevi. Ortadoğu fatihi olma hayalleri kuran stratejik körler Işid için, bir türlü terörist diyemedikleri gibi rehin alınan konsolosluk yetkilileri için “alıkonuldular” diyor. İster ye, ister sabaha bırak. Çünkü Işid kafası ile bu ülkeyi yönettiklerini sananların kafa yapısı aynı.
Yıllarca bu topraklarda, mezhepçilik yaptılar, aynı şeyi Ortadoğu’da yaptılar. Bunların sayesinde, Haçlıların bile başaramadıkları mezhep savaşları başlarsa, ki işin gidişatı oraya doğru, Türkiye kendini bundan kurtaramaz.
Işid’i destekleyen Amerika ve Suudi Arabistan’ın ve dolaylı yoldan İsrail’in amacı da bu. Yabancı bazı yayınlar Işid için paralı asker sözünü kullanıyor. Işid’i kullananların amacı ise, Suriye, Irak ve İran’ ı da içine alan bir mezhep savaşı ve bu ülkeleri parçalamak. Bunların içinde doğal olarak Türkiye de var. Durmak yok, yemeye, götürmeye, talana Haçlı işbirlikçiliğine devam.

            Küçük olsun bizim olsun, Sünni Tayyip Sultanlığı komşusu Apo Kürdistanı ve Ortadoğu’da birbirine kazık atan küçük Sultanlar ve emirlikler İslam Dünyası’na hayırlı olsun…

BESLE IŞİD’İ OYSUN GÖZÜNÜ

Dış politikada burnu b.ktan kurtulmayan, attığı her adım fos çıkan böyle bir hükümeti Dünya tarihi yazmıyor. AB ve Kıbrıs’la başladılar...

1-26 Mayıs 2012, Cumartesi Resmî Gazetede Bursa İli, Orhangazi İlçesi Nadir Kaynağı Koruma Alanı İlanı yayınlandı. DSİ Genel Müdürlüğü Jeoteknik Hizmetler ve YAS Dairesi Başkanlığını tarafından yayınlanan koruma alanı ilanı ile, Nadir Kaynağının ve beslenme alanı olan 2 adet obruğun çevreleri, "Koruma Alanı" olarak tespit edilmiştir. (Ek-1 Harita ve karar)
Her iki obruğun 50'şer metre etrafı "Mutlak Koruma Alanı" olarak tespit edilmiş olup bu bölgede hiçbir faaliyete izin verilmeyecektir.
1 ve 2 Derece Koruma Alanı" olarak tespit edilen sahada yeraltısuyu rezervinin korunabilmesi ve yeraltı suyunun kirletilmemesi için; çeşitli tedbirler öngörülmüştür

NADIR KAYNAĞI TEHLİKEDE

1-26 Mayıs 2012, Cumartesi Resmî Gazetede Bursa İli, Orhangazi İlçesi Nadir Kaynağı Koruma Alanı İlanı yayınlandı. DSİ Genel Müdürlüğü...

 

Pazarköy